Takvimimizin 1 Ocak günü başlamasının bir gerekçesi
bulunmamakta. Yapılan bu hata ise göz ardı edilecek cinsten değil. Yüzyılımızın
başında, Dünya, 1 Ocak’ta, düzenli olarak Güneş’e en yakın noktaya, perihelion
denilen noktaya gelmekteydi. O gün, gerçekten de yılın hakiki başlangıcı olarak
düşünülebilirdi, çünkü hakikaten de Dünya’nın doğumunun doğum günüdür.
Yerküremiz, vefakâr bir oğul gibi, her yıl annesine dönmek üzere, doğuşunu en
uzak bölgelerden yola çıkarak kutlamaktadır.
Ne yazık ki, artık Dünya, 1 Ocak’ta perihelion’da
olmamaktadır. 1876’dan beri periheliona 3 Ocak’ta ulaşmaktadır. 1932’den beri,
periheliona 4 Ocak’ta erişir ve bu gecikme her 56 yılda bir, birer gün artarak
devam eder.
Yeni yılımızın, gerçekte kış dönencesinde, 21 Aralık’ta
başlaması gerekir. Çünkü bu nokta Güneş ışınlarının eğikliğinin en uç
sınırlarını gösterir. Yani tropikal ya da meteorolojik yılın kesin sonuyla,
yeni bir yılın başlangıcını anlatır. Şu itiraz da getirilebilir ki, eğer kış
dönencesi bizim için en uygun yıl başlangıcını oluşturuyorsa, karşıt
yarıküremizde yaşayanlar için de yaz dönencesi en uygun zamanı oluşturacaktır.
Ancak yarıküremizin Dünya’nın oturulan kısmının nerdeyse tamamını
barındırdığını düşündüğümüzde, bu itiraz değerini yitirir. Kuzey yarı küre, hep
yazgılarımızın esas sahnesi olagelmiştir ve hep de öyle olacaktır ve kuşkusuz
yarıkürelerden biri diğerine baskın çıkacaksa –bu meselede olduğu gibi- daha
eski olan kuzey yarıkürenin öne çıkması, çok daha genç olan güney yarıkürenin
de bu duruma boyun eğmesi gerekir.
Takvim, üç “sorunsuz” yılın artık günlerini dördüncü bir
yıla ekleyerek çok daha affedilemez bir hata yapar.
Hatırlayacak olursak tropik yıl, ortalama olarak 365 gün, 5
saat, 48 dakika ve 45 saniye sürer. Bu da 675 saniyelik bir farkla 365 gün artı
bir çeyrek gün yapar.
Yılın uzunluğunu sadece gün sayısına göre bilen eskiler,
doğal olarak bu tamamlanmamış çeyrek günü saymıyorlardı. Onların yılı fazlaca
kısaydı ve mevsimlere göre daha fazla kayma eğilimindeydi. Bunu Julius Caesar
döneminde gözlemek mümkündü. Takvim reformu, bu imparator döneminde yapılmış ve
insanlar, arada kaybolup giden dört çeyreği yeniden yakalayabilmek için her
dört yılda bir fazladan bir gün saymaya başlamışlardı.
Daha ileriki tarihlerde, 1583’de, insanlar tropikal yılın
uzunluğunu çok daha kesin biçimde hesaplamayı başardılar; takvimin ileri
gitmesine karşılık önlem olarak kullanılan çarenin abartılı olduğunu fark
ettiler ki, artık bunu iptal etmek gerekli hale gelmiştir.
Bu 675 saniye, her artık yılda dört kat fazla hesaplana
hesaplana, harcıâlem çağın başlangıcından bu yana 12 günlük bir fazlalık
oluşturmuştur.
1582 x yıllık 675 saniye = 1.067.850 saniye = 12 gün
Bu nedenle takvimi yeniden düzenlediler. Bunu başaran,
dönemin astronomlarına yardım eden Papa VII. Gregory olmuştur. 1582’de 5 Ekim,
tüm Katolik ülkelerinde 15 Ekim’e çevrilmiştir; ayrıca ileride böyle bir
farklılık yeniden ortaya çıkmasın diye, üç yüzyıl senesinin artık günlerini
dörtten çıkartma kararı da almışlardı.
Bu yüzden tarihte 1582 yılının, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13
ve 14 Ekim günleri bulunmaz. 1700, 1800, 1900 yılları da Jülyen takviminde
artık yıl olmakla birlikte, Gregoryan takviminde artık yıl değildir.
Artık bu tarihi noktaya ulaştığımızda, kendimizi
atalarımızın çalışmalarını dikkatli bir gözle incelerken buluruz ve şaşkınlıkla
gözleriz ki, tüm düzenleme ve yeniden düzenlemelere karşın, takvim, bugün de,
tıpkı Jül Sezar’ın zamanında olduğu gibi ileri gitmektedir. Farkın günümüzde o
dönemdeki kadar büyük olmadığı doğrudur, ancak yine de en az o günkü kadar
gerçek bir durumdadır.
Bir gecikmeyi engellemek için mantıksal olarak; yılda 675
saniye artırmak yoluyla, her 133 – 1/3 yılda – her 400 yılda üç kez – bir artık
gün çıkarmaya gerek kalmamıştır, ama 128 yılda bir, yine sorun çıkar. Temel olarak
tropikal yılın uzunluğunu aldığımızda, tıpkı 1582’de ki gibi sonuç şöyle olur:
365 gün, 5 saat, 49 dakika, 12 saniye. Ya da 365 gün ve bir çeyrek, 688
saniyeden az. Hesaplamak kolaydır.
Bir günlük zaman diliminde 86.400 saniye bulunur:
86.400:675=128
86.400:648=133,33 vs.
Bu durumda Gregoryan takvim, her 11.200 yılda bir gün ileri
gidecektir. Ancak elbette ki bize mevsimlerin akışıyla ters düşüren ve yeni bir
reformu gerekli kılan bu hata değildir; zaten eğer takvimlerimizi bozan ve
reformu zorunlu hale getiren bir sistemin parçası olmasaydı, bundan söz
etmeyecektik.
Bu sistem, sayıların yanlış değerlendirilmesinden doğmuş
metafizik hayaller üzerine kurulu bir gerçeklik için sağlam bir sistemi
değiştirmeye dayanır ve ne felsefi bir kesinliği, ne de bilimsel bir garantisi
mevcuttur. Bu kesin yaradılış yasası hakkında bazı karanlık sezgiler, felsefi
bir temele ve bilimsel bir sarsılmazlığa yerleşmiş olur.
Şimdi birçok yanlışlı sistemin sonuçlarına bir bakalım.
Gregoryan reforma ilk baktığımızda akla şu gelir: Herhalde
16.yy astronomları yeryüzü yörüngesinin eksantrikliğinden habersizlerdi ve bu
yüzden reformlarının temelini teşkil etmesi gereken tropik yılın ortalama
uzunluğunu hesaplayamadılar.
Ancak daha derin bir inceleme, yeğlenen temelin, diğer
yöntemlerin hiçbirinde bulunmayan avantajlar sağladığı için tercih edildiğini
gösterir. Peki bu avantajlar nelerdir?
Öncelikle meselenin, Roma takviminin ileri gitmesini
düzeltmekle ilgisi olmadığını fark ederiz. Gerçekten de, yıllık olarak 675
saniyelik bir ileri gitmeyi ya da hesaplar temelinde 648 saniyelik bir ileri
gitmeyi benimsediğimiz zaman, yapılan düzeltme, kabaca hiçbir şeyi
değiştiremez. İlk halde (678 saniyeden hesaplandığında) 12 tüm gün söz
konusudur. İkincisinde ise 11 gün, 20 saat, 57 dakika, 16 saniye. Bu da 12
günden 3 saat, 12 dakika, 44 saniye, eksik demektir. (Bu durumda 5 Ekim 1582,
15 Ekim değil de 17 Ekim ya da 16 Ekim olacaktır. Ancak çok daha elverişli
olduğu için 15 Ekim seçilir. 5’in önüne sadece bir 1 eklenir ve durum örtbas
edilmiş olur. Yapılan istekli hata, sorun yaratmayan bir bakiye olacaktır.)
Söz konusu avantajlar, düzeltilmemiş bir ilerlemenin yeniden
ortaya çıkışını önleyecekken ortaya çıkarlar. Gerçekten de yüzyılları ifade
eden yıllar “yüzyıl senesi” (centennial) şeklinde ayrılır ve bu yılların
dördünden üçünde artık yıllar kaldırılır; böylece bunlar “makro” olarak yeniden
düzenlenir. Yani 400 yıllık süre kapsamında bu mekanizma “mikro” anlamda
çalışır ve böylece sorunlu zaman dilimi temizlenmiş olur ve bu yolla makro
mekanizmanın işleyişi, mikro-mekanizma için de kolay ayarlanır ve kalıcı olur.
Temizlenmiş dört yıl grubu, temizlenmiş dört yüzyıl grubuyla uyumlu haldedir.
Bu (o günlerde) bilinen yegane sistem olan desimal gösterim bakımından da
basit, mantıksal ve uyumludur.
Ancak yüzyıl seneleriyle diğer seneler arasında ki bu ayırım
nasıl bir temele dayanır?
Sonuç, şunun gösterir ya da varsaymamıza olanak tanır:
Yüzyıllık bir zaman takımı, “yüzyıl” adını mantıksal olarak
vermemize yol açacak bir gerçeklik arz etmektedir.
“Yıl” adını, 365 günden oluşan bir takıma veririz. Burada
hiç sorun yoktur ve bu takım, Dünya’nın Güneş çevresinde gerçekleştirdiği bir
dönüşüm gerçekliğine karşılık düşer. Oysa, bir yüz yıl, kayıp gittiği zaman,
yüz sayısıyla gösterilen, yeni bir sayı serisini başlatan bir yıl bittiği zaman
göklerde ya da Dünya’da, gözlemcinin zihninde ya da herhangi bir yerde acaba
neler olur? İşte bu gizemin peçesini aralamaya çalışacağız.
“Bisekstil” adı verilen günün mucidi olan ve bu güne bugün
bile kullanılan “iki-boynuzlu” adını veren Romalılar, bu günü yılların sonuna
eklediler ve 1 Mart olarak saptadılar. (Mart kelimesi savaş Tanrısı Mars’tan
gelir; yılbaşı için hoş bir başlangıç ve yeni yıl armağanları konusunu da
çağrıştırmıyor değil) Olması gerektiği üzere, iki yıl arasına böylece
yerleşince, dört eksik çeyrekten oluşan artık gün, tam olarak ne izlediği yılın
sonunu ne de gelecek yılın başlangıcını temsil eder. O, kendinden önceki yıl
açısından olduğu gibi, gelecek yılın kalanı bakımından da, dört eksik çeyreğe
aittir.
Kelimenin tam anlamıyla bir ara gündür ve “temizlemeye”
yaradığı için bu güne “lüstral” adını vereceğiz.
O halde ara-lüstral gün, pozitif olarak ele alındığında,
yani kısmen önceki kısmen sonraki yıla aitmiş gibi düşünüldüğünde, kaçınılmaz
olarak bu iki yılı birleştirir ve iki 365’er günlük yılı 731 günlük bir yıl
çiftine dönüştürür.
İnisiyeler İçin Astroloji - Papus
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
iZ BıRaK ...